Author Archive

Kabızlık sorununun nasıl çözüleceğinden ve istenmeyen bir durum olduğundan bahsetmeden önce bu hastalık hakkında bilgi vermek daha faydalı olacaktır. Çünkü bu sağlık problemi toplumda neredeyse bireylerin yarısında görülmektedir. Kabızlığın pek çok sebebi bulunmaktadır. Bunlara da yazımızın içerisinde yer vereceğiz.

Kabızlık Nedir?
Kabızlık çok sık görülen ve neredeyse her bireyin zaman zaman yaşadığı fakat ciddiye almadığı bir sağlık sorunudur. Kabızlık tek başına belki tehlikeli bi hastalık sayılmayabilir ancak, kabızlığın sebep olduğu birçok ciddi hastalık bulunmaktadır.

Kabızlık dışkılama işleminin zorlaşması ve azalması şeklinde tanımlanabilir. Haftada 3ten az olan dışkılamalar az sayılır ve kabızlık olarak değerlendirilir. Ayrıca dışkılamanın zorlanarak ve ıkınarak yapılması, şişkinlikte kabızlığın habercisidir. Birde kronik kabızlık diye bir rahatsızlık bulunmaktadır. Bir hastalığın kronik olarak değerlendirilmesi devamlı olması ve uzun sürelerce devam etmesi ile alakalıdır. Kabızlık problemi 18 aydan uzun süredir devam ediyorsa tıbbi olarak kronik diye sınıflandırılmaktadır.

Kabızlık Neden Olur?
Kabızlığın en temel sebebi yanlış beslenme alışkanlığıdır. Lif içerikli besinler bağırsaklara eriyip yok olmazlar ve su tutulmasını sağlarlar. Ve bu sayede dışkının yumuşak olmasını sağlarlar. Lifli gıdaların yetersiz olduğu beslenme şekillerinde ise oluşan dışkı sert olacağı için doğrudan kabızlığa sebep olur. Örneğin et içerikli ürünler lif yönünden oldukça fakirdir. Tıpkı lifli gıdaların az tüketilmesi gibi suyunda az tüketilmesi kabızlığa sebep olmaktadır.

Kabızlığa neden olan bir diğer faktör ise yanlış tuvalet alışkanlığıdır. Dışkılama isteği geldiğinde herhangi bir sebepten dışkılamanın ertelenmesi dışkının bağırsakta birikmesine sebep olmaktadır. Bağırsakta biriken bu dışkı makat kaslarının zayıflamasına neden olmaktadır. Zayıflayan kaslar dışkının anüsten makata itilmesi konusunda yetersiz kalmaktadır.

Birçok rahatsızlıkta olduğu gibi depresyon, stres ve psikolojik rahatsızlıklar bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığa sebep olmaktadır.

Fazla ıkınılarak ve zorlanarak yapılan doğumlarda makat kaslarının zayıflamasına sebep olarak dışkılamayı zorlaştırmaktadır.

Kabızlık Kimlerde Görülür?
Yukarıda kabızlığı tetikleyen faktörleri sıraladık. Burada ise kabızlığın kimlerde ve neden daha sık görüldüğünden bahsedeceğiz.

Fazla kilolu bireylerde kabızlık sıkça görülen bir şikayettir. Fazla kilolu bireylerde karın kasları zayıflamaktadır. Zayıflayan kaslar dışkılama işlemini zorlaştırır ve dışkının makatta kalıp setleşmesine sebep olmaktadır. Bu da doğrudan kabızlığa sebep olmaktadır.

Devamlı sabit pozisyonlarda çalışan bireylerin bağırsak hareketleri de ağırlaşacağı için kabızlık riski taşıyan bir gruptur.

Kadınlar hamilelik gibi vücudun dengesinin tamamen değiştiren bir durum yaşaması sebebi ile erkeklere göre daha çok kabızlık problemi yaşamaktadır. Hamilelikte değişen hormonlar dışkılama sürecini de kimi zaman olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Ayrıca hamileliğin ilerlemesi ve bebeğin büyümesi ile bağırsaklara uygulanan baskı artmaktadır. Bu da tıpkı kilolu bireylerde oldğu gibi kabızlığa neden olmaktadır.

Kabızlık Nasıl Geçer ?
Kabızlık her insanda farkı sebeplerden ortaya çıkmaktadır. Bireyler kendi vücut ve yapılarını en iyi kendileri bilmektedir ve bu sebebin ne olduğu kendileri kolayca belirleyebilirler. Biz burada kabızlığı engelleyen temel faktörlerden bahsedeceğiz.

Lifli ve posalı gıdalar tüketmek
Bu sağlık probleminin temel sebeplerinden bir tanesi yanlış beslenme alışkanlılarıdır. Beslenme alışkanlıklarında yapılacak bazı değişikliklerle bağırsak hareketleri büyük ölçüde düzenlenebilmektedir.

Dışkının bağırsakta uzun süre kalması dışkının sertleşmesine sebep olmakta ve makattan çıkışını zorlaştırmaktadır. Dışkının bağırsakta kalış süresini azaltacak gıdalar tüketilmesi bağırsak hareketlerini düzenleyecektir. Bunun için lif içerikli sebze, meyve, tahıl gibi gıdaların tüketilmesi tavsiye edilmektedir. süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketilmesi de kabızlığa neden olabilmektedir.

Bol su tüketmek
Bol su tüketilmesi alınan lifli gıdaların sindirilmesine yardımcı olması sebebi ile oldukça önemlidir.

Dışkılamayı ertelememek
Bu sağlık sorununu önlemenin bir diğer yolu ise bağırsak hareketlerinin düzenlenmesidir. Sabahları aç karnına 1-2 bardak su tüketilerek tuvalete gidilmesi bu alışkanlığın kazanılmasında faydalı olacaktır.

Hareketli bir yaşam tarzı benimsemek
Hareketsizlik sindirim sisteminin yavaşlamasına neden olmaktadır. Bu sebeple özellikle uzun saatler oturarak çalışanlar, gebelik sebebi ile hareketsiz kalan kadınlar kabızlık sorununa daha çok yakalanmaktadır. Hareketli bir yaşam tarzı, yürüyüş yapmak sağlıkla alakalı pek çok alanda faydalı olduğu gibi bağırsakların çalışmasında da oldukça etkilidir.

Faza kilolardan kurtulmak
Fazla kilolu olmanın zararları maalesef ki dışkılama alışkanlıklarını da etkilemektedir. Özellikle aşırı kilolu bireylerde görülen yanlış beslenme bağırsak hareketlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Kabızlığa Bitkisel Çözüm
Aralıksız iki ay üryan eriği tüketimi bağırsağı eğiteceği için sonra yenmese de düzelme kalıcı olur. Üryan eriğine geçmeden diğer bitkilerden söz edelim.

Keten Tohumu ve Yulaf Tüketimi
Keten tohumu hekimler tarafından kronik kabızlık için sıkça tavsiye edilen bitkisel ürünlerden bir tanesidir. Bağırsak hareketlerini düzenleyen birçok ilaç bulunmasına rağmen ilaç olması sebebi ile uzun süreli kullanımlarda yan etkileri olabilmektedir. Ancak keten tohumu bitkisel bir ürün olması sebebi ile böyle bir yan etkiye sebep olmamaktadır. Keten tohumunun sabahları tüketilmesi tavsiye edilmektedir. sabahları yoğurda katılarak tüketilebileceği gibi geceden bir bardak suya sabah tüketmek üzere ıslatılarak da tüketilebilir.
Yulaf tüketimi bağırsak geçişlerini kolaylaştırması sayesinde kabızlığı önleyen bitkisel ürünler arasında tavsiye edilmektedir. Yulafta bulunan yüksek orandaki lif insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır.

Tam Tahıllı Ürünlerin Tüketilmesi
Lif yönünden oldukça zengin olan tam tahıllı ürünlerin tüketilmesi de kabızlıktan korunmak için tavsiye edilen beslenme şekillerinden birisidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, beyaz undan yapılan ürünler yerine esmer ürünler tercih etmek tavsiye edilmektedir. Bu şekildeki değişiklikler ile tahıllı yiyecekler kişilerin beslenmesine eklenebilir.

Zeytinyağı
Yapılan bilimsel araştırmalar zeytinyağının az da olsa müshil etkisine benzer etki yapan bir yağ türü olduğunu göstermektedir. Tüketilen zeytinyağının bağırsaklardan emilerek dışkılamayı kolaylaştırdığı bilinmektedir. Ayrıca sindirim sistemini uyararak besinlerin emilmesinde de yardımcı olmaktadır. Bu sebeple özellikle sabah kahvaltılarında zeytinyağı tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

Üryan Eriği
Yukarıda saydığımız bitkisel ürünler herkes tarafından bilinen ve uygulanan şeylerdir. Ancak fazlaca bilinmeyen ama bunlardan daha etkili olan bir diğer doğal ürün ise üryan eriğidir. Yalnızca yukarıda bahsedilen ürünler kadar kolay temin edilememektedir. Üryan eriği antioksidanlarla donatılmış, şeker oranı düşük olan lif yönünden zengin yapısı sayesinde ile hakiki bir mükemmel gıdadır. Temin etmek isteyenler için şöyle bir site bulunmkatadır. Buradan temin edebilirler. (https://www.enbifamily.com/organik-uryani-erigi-kurusu)
Yazımızda kabızlığın ne olduğundan, kimlerde daha sık görüldüğünden ve nasıl engelleneceğinden bahsettik. Bakıldığı zaman kabızlık çok ciddi bir sağlık sorunu gibi görünmemekte ve bireyler tarafından önemsenmemektedir. Evet kabızlık yalnız başına değerlendirildiğinde ciddi bir sağlık problemi değildir. Ancak kabızlığa bağlı makat bölgesinde oluşan ciddi hastalıklar bulunmaktadır. Kabızlığa yatkın bireyler kabız kalmaktan kaçınarak kendilerini bu hastalıklardan koruyabilmektedir.

Kabızlığın Sebep Olduğu Makat Hastalıkları
Toplumda sıkça görülen hemoroid ve makat çatlağı hastalığının temel sebebi kabızlık yanı fazla ıkınmaya bağlı makat kaslarının zorlanmasıdır.

Hemoroid
Hemoroid her yaştan ve cinsiyetten bireyde sıkça görülen ve hatta en sık görülen makat hastalığıdır. Basit olarak tanımlamak gerekirse makat bölgesindeki toplar damarların genişlemesi ve hastalığın evresine göre makattan sarkmasıdır. İç ve dış hemoroid olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Dış hemoroid iç hemoroide göre daha sık görülmektedir.

Hemoroid kabızlık ve fazla ıkınma sonucunda makat kaslarının aşırı basınca maruz kalarak zorlanmasına ve dolayısıyla makat bölgesindeki toplardamarların genişlemesine sebep olmaktadır. Genişleyen bu toplar damarlar hastalık ilerlediği takdirde makat sarkmasına dahi sebep olabilmektedir. Hemoroid hastalığını ayrıntılı bir şekilde anlattığımız yazılarımızdan bu hastalık ile alakalı daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Makat Çatlağı (Anal Fissür)
Bireylerin kabızlık yaşaması demek anüs içerisinde bulunan dışkının sertleşmesi demektir. Sertleşen bu dışkı anüsten geçip makattan çıkarken makatın kesilmesine, çizik oluşmasına sebep olmaktadır. Kulağa basit bir problem gibi görünse de oldukça ciddi acılara sebep olmaktadır. Hastalığın ilk evrelerinde yaşanan acı dışkılamam sonrasında birkaç dakika içinde kaybolurken, hastalığın ilerleyen evrelerinde ise dışkılama ardından ağrı birkaç saat geçmemektedir. Hastalık 15 gün içerisinde geçmezse kronikleşmiş kategorisinde yer almaktadır.

Fistül
Fistül makat bölgesinde oluşan ve tedavisi zor olan hastalıklardan birisidir. Fistülün temel sebebi makat bölgesinde oluşan apsedir. Bu apsenin kesin sebebi bilinmemekle birlikte uzmanlar tarafından kabızlığa bağlanmaktadır.

Fistül kelime anlamı olarak anal kanal anlamına gelmektedir. Bu hastalıkta iç bağırsağın son kısmı ile makat arasında apse oluşumuna bağlı olarak kanal oluşmaktadır. Oluşan bu kanaldan sürekli olarak iltihap gelmesi hastalar için oldukça rahatsız edici bir durumdur. Bu kanaldan devamlı olarak iltihap gelmesi uzun zaman tedavi edilmezse makat kanseri riski taşımaktadır. Bu sebeple bu hastalığın tedavisi ertelenmemelidir.

Anal Hematom
Anal hematom makatta pıhtı toplanması anlamına gelmektedir. Kabızlığa bağlı fazla ıkınma sonucu makata uygulanan basınç artmakta ve bölgedeki toplardamarlar patlayarak pıhtılaşmaya sebep olmaktadır. Bu hastalık makatta şişlik ve ağrı gibi oldukça rahatsız edici şikâyetlere sebep olmaktadır.

Bu yazımızda kabızlıktan ve kabızlığa bağlı oluşan makat hastalıklarından bahsettik. Bu yazımızda hastalıklardan yalnızca yüzeysel olarak bahsedilmiştir. Dilerseniz sitemizde hastalıklarla ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Unutulmamalıdır ki kişiler koruyucu hekimlik uygulamaları ile kabızlık ve buna bağlı oluşabilecek hastalıkları engelleyebilirler.

Günümüzde, cilt ve saç sağlığı için en değerli ve en etkili etken maddelerin başında Argan Yağı gelmektedir. Argan yağı uzun seneler Faslı kadınların güzellik sırrını oluşturmuştur ve doğanın hediyesi olarak görülmüştür. Şimdi de günümüzde, dermo kozmetik ürünlerin vazgeçilmez etken maddelerinden biri haline gelmiştir.

Argan Nedir?
Argan, esas olarak Fas’ın güneybatı bölgesinde yetişen bir ağaçtır. Bu ağacın bademe benzer sert bir meyvesi bulunmaktadır. Bu sert meyvenin içeresinde ise bir çekirdek bulunur. İşte, sert kabuğun içerisinde bulunan bu yumuşak çekirdeğin soğuk baskı yöntemiyle damıtılmasıyla elde edilir. Berberiler, uzun yıllar Fas’ın şiddetli çöl rüzgârlarının ciltlerinde oluşturdukları kuruluk ve tahribatları iyileştirmek, yumuşatmak ve nemlendirmek üzere bu yağı kullanmışlardır. Günümüzde dünya Fas topraklarından çıkan bu yağ ile tanıştı ve bu yağdan saç ve cilt bakımı alanında faydalanmaya başladı.

Argan yağını elde etmek oldukça zor bir işlemdir ve bu sebeple çok değerlidir. Argan ağacı kurak mevsimde yetişir, içerisindeki zengin yağ mineralleri toprağın derinliklerine uzanan köklerinden gelmektedir.

Antioksidan ve cilt canlandırıcı özellikleri ile öne çıkan Argan yağı, öncelikli olarak çok güçlü bir nemlendiricidir. Cilt ve saç sağlığı için şifa niteliğindedir, bu sebeple de kozmetik dünyası için çok önemli bir etken madde haline gelmiştir. Artık, bir çok dermokozmetik ürünü de bu etken maddeyi içermektedir.

Argan Yağı Kırışık Önleyici Ve Sıkılaştırıcı Özelliklere Sahiptir
Cilt ve saç sağlığını destekleyici vitamin ve mineralleri ve de hücre sağlığı için son derece önemli zengin yağ asitlerini içerir. Argan yağının %80’den fazlasını doymamış yağ asitleri oluşturmaktadır. Bunun % 45’i oleik asit olan omega-9’dan oluşur.

Bu yağlar cildin üzerindeki Hidrolipid dokuyu güçlendirir ve böylece cildin nemini korur. Bu yağlı asit aynı zamanda yara izlerini azaltmakta çok etkilidir, özellikle de çatlamış deri ve yanık izlerinin tedavisinde onemli bir rol oynamaktadır. Kuru ciltleri nemlendirip, cildin gerginliğini azaltarak cildi ferahlatır ve rahatlatır. Bu yağlı asit ayrıca iyileşmeyi artırıcı özelliğe de sahiptir. Bu yağın % 36’sı linoleik asitten yani omega 6’dan oluşur. Linoleikasit yağı, cildin bariyer fonksiyonunu güçlendirir ve hücreler arasındaki alışverişi artırır. Bu özellikleri ile özellikle kuru, yaşlanmış ve kırışmış ciltlerde fayda sağlar.

İçeriğindeki yağ asitleri kırışıklıkların oluşmasını geciktirir ve cilt sıkılığını artırır. Cildin esneklik ve elastikiyetini korumada, zamana direnç gösteren bir etkiye sahiptir. Bu yağlar hücre sağlığı için son derece faydalı iyi yağlardır, çünkü hücrelerin yenilenmesini sağlar.

İçerisinde yüksek oranda E vitamini içerir, bu oran zeytin yağındaki oranin 3 katı kadardır. İçerdiği E vitamini sayesinde, toksin yapıya sahip olan serbest radikallerin oluşturacağı hasarlara karşı hücreyi korur. Hücre çeperindeki yağ asitlerinin kalitesini koruyarak da hücrelerin sağlığını korur. Yapısındaki steroller, mikro dolaşımı artırarak, cildin ve saçın parlaklığını artırır. Ayrıca bu özelliği enflamatuar etkileri azaltarak yaşlanma ve UHV gibi zararlı ışınlara karşı ciddi bir koruma özelliği sağlar. Ayrıca stres, sigara, çevre-hava kirliliği gibi olumsuz dış etkenlerden hücreleri koruyarak cildin sağlığını güçlendirir. Yapısındaki güçlü antioksidan etkisiyle ciltteki tahriş ve iltihaplanmayı engeller.
Argan yağının zengin dokusu genellikle yetersiz beslenen ciltleri rahatlıkla besler ve canlılığını kaybetmiş ciltlere yeniden canlılık sağlar. Ve bu şekilde de, besleyici yağ asitleri ile yaşlanma etkilerini azaltır.

Cilt hücrelerini besleyen argan yağı, anti-aging özelliği ile hücre yenilenmesini sağlar. Göz altı torbalarının oluşmasını engellemeye yardımcı olur. Aynı şekilde göz altı kırışıklarının oluşmasını da engellemeye yardımcı olmaktadır.

Cildi nemlendiren argan yağı, cilde hem pamuksu bir yumuşaklık katar hem de içindeki E vitamini ile cilde doğal bir parlaklık kazandırır. Argan yağının içeriğinde yararlı yağ asitleri cildi yağlandırmaz ve cildi tahriş etmez. Argan yağı vücut tarafından hızla emilir ve rahatsız edici bir his bırakmaz.

Bu yağ ve bu yağı içeren ürünler de, saç, tırnak, yüz ve boyun dahil olmak üzere tüm vücuda uygulanabilir.

Argan Yağı Ne İşe Yarar?

Saç ve Saç Derisi Sağlığında Etkili
Bu yağ aynı zamanda D-panthenol (vitamin B5), buğday yağı ve B vitaminleri açısından da zengindir. Bu madde saç ve saç derisi temizliğinde kullanılır. Ayrıca D-panthenol saçın nemlenmesinde, beslenmesinde son derece yararlıdır, çünkü saçı nemlendirerek tarama kolaylığı sağlar, saç uçlarındaki kırılmaları, saç hasarlarını engeller. Özellikle çok fazla kuaför işlemine (saç boyası, fön ile aşırı ısı, perma, röfle gibi işlemlere) maruz kalan saçların bakımı için önerilmekte ve tavsiye edilmektedir. Saçlara yumuşaklık sağlar ve de doğal bir saç kremi işlevi de görür. Ek bir kimyasal saç kremi kullanımına da gerek duyulmaz. Her saç tipi için ve de özellikle, kıvırcık ve dalgalı saçlar için idealdir.

Ayrıca E, F, C, A vitaminleri ile omega 6 ve omega 9 bakımından zengin yağlar içerir. Argan yağı içeren şampuanların saç diplerine hafifçe masaj yaparak uygulanması ve durulamadan 2-3 dakika kadar bekletilmesi önerilir. Böylelikle aktif maddeler ve vitaminler saç derisine nüfuz edebilir, istenen etki de elde edilebilir.

Tırnak Bakımı
Daha çok cilt ve saç bakımında kullanılan bu yağ tırnak bakımı içinde kullanılır ve de kullanımı önerilir. Besleyici yağları ve vitaminleri ile tırnaklar daha sağlıklı bir görünüm kazanabilirler. Hücre yenilenmesine yardımcı olarak tırnakların daha sağlıklı uzamasına yardımcı olan bu yağ ile, kırılgan tırnakların yapısını güçlendirmek, kırılmalarını engellemek mümkün olmaktadır.

Akne Tedavisi
İçerisinde bir çok yararlı yağ asiti ihtiva etmesine ve yağlı bir dokuyu sahip olmasına rağmen cildi yağlandırmaz ve de kullanımı sonrasında kişide istenmeyen bir his oluşturmaz.

İçeriğindeki antioksidan yapısı ile cildi temizler ve içeriğindeki vitaminler ile cildi sağlığına kavuşturur. Aknelerin giderilmesinde önemli rol üstlenir. Cildin bozulan yağ dokusunu onarır, hücrelerin yenilenmesine destek olarak akneler ile oluşan iltihaplanmayı ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Kuru ciltlerin nemlenmesine yardımcı olan bu mucizevi yağ, yağlı ciltlerin yağ dengesini korur ve akne oluşumunu engeller.

Çatlak Onarıcı
Hamilelik döneminde ya da hızlıca alınan verilen kilolarda derinin fazla esnemesiyle birlikte vücutta çatlaklar oluşabilmektedir. İçerdiği E vitamini yardımı ile cildin kaybolan elastik yapısını onarmaya yardımcı olur. Doğum sonrası ciltte oluşan sarkma, buruşma gibi durumlarda cildin kendini toplamasına olanak sağlar. Hamilelikte çatlak oluşumunun önlenmesine katkıda bulunur.

Kaynak : http://www.enbipharma.com

Varis Tedavisi

By on Haziran 12, 2017

Eğer sabırlı bir insansanız bu sayfayı okuyup bitirdiğinizde varisle ilgili aklınıza gelebilecek tüm soruların cevabını öğrenmiş olacaksınız, hatta dikkatle okursanız bir doktor kadar olmasa da yardımcı sağlık personellerinden daha çok bilgi sahibi olacak. Bu kadar bilgi ile hastalığınız ve tedavisi konusunda daha doğru kararlar verebileceksiniz. Hadi kolay gelsin  🙂

Hastalığın bir cümle ile tanımı şu şekildedir; “toplar damarların uzaması, genişlemesi, kıvrımlı hale gelmesi ve damar duvarının incelmesidir. Ayakta durma sebebiyle ortaya çıkan bu toplardamar genişlemesi insana özgü bir hastalıktır, toplar damar hastalıklarının en sık görülenidir, tedavi seçenekleri, kaçınılması gerekenler, yan etkileri, korunma yolları gibi bir çok konu hakkında aklınıza gelebilecek tüm soruların cevaplarını özet şeklinde bulabileceksiniz.

Varis Tedavi Yöntemleri

Burada yöntemler özet halinde ele alınmıştır, sitedeki diğer ilgili sayfalarda tedavi yöntemleri ve bu yöntemlere bağlı olarak yaşanabilecek sorunlar ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

Varis Ameliyatları

Klasik cerrahi
Stripping ameliyatı denir. Uzun yıllar yaygın bir şekilde yapılmış ameliyatsız tedaviler ve çağdaş ameliyatlar icat edildiği oranda yapımı giderek azalmıştır. Artık devlet hastaneleri dışında pek yapılmamaktadır. kasıkta kesik yapılır buradan girilerek varisin en üst kısmındaki ana toplar damar bulunur ve buradan bir çelik tel gönderilir. Tel diz veya bileğe kadar ilerletilir. Telin alt ucu varisin en alt kısmında damara bağlanır ve kasıktan çekilir. Hastalıklı damar baştan aşağı çıkmış olur. Haftalarca istirahat gerektirmesi, 2-3 ay varis çorabı önerilmesi, abartılı morluklar olması, dikiş ve dikiş izi kalması gibi bir çok istenmeyen sonuçları sebebiyle önemini kaybetmiştir. Tekrar etme ihtimali % 50 lere kadar çıkmaktadır ki bu hastaların asla katlanmak istemediği bir sonuçtur. Tekrar etmesinin en önemli sebebi daha çok kalın varislerin alınması, orta kalınlıkta ve ince olanların alınmayıp bırakılmasıdır. Geride bırakılan bu orta ve ince varisler zamanla genişler ve ameliyattan önceki halinden daha kötü bir tablo ortaya çıkar. Tekrarlayan variste yeniden tedavi mutlaka ameliyatsız yöntemlerle yapılmalıdır.

Lazerle Varis Tedavisi (EVLA

Çağdaş varis ameliyatları sınıfına girer, deriden ince bir delik açılır, ucundan ısı veren lazer ışığı saçan kalem içi kalınlığında çubuk damarın içine gönderilir. Yukarı kasığa kadar ilerletilir ve ışık vererek tel geriye doğru çekilir. Işık verilen bölge ısınarak tahrip olur. Tahrip olan damar sonsuza kadar yok olur. Kesme dikme işlemleri olmadığı için işlem sonrası hasta son derece rahattır. 2-3 gün içinde işine, sosyal yaşamına dönebilir. Yine travmatik bir işlem olmadığı için bacaklarda abartılı morluk olmaz. Lazer probunun girdiği noktada küçük morluklar olabilir ancak son derece önemsizdir. Kullanılan ışık taşıyıcı kullan at olduğu için artı ekonomik yük getirir ma elde edilen sonuç bu ekonomik yükün görmezden gelineceği kadar iyidir. Aslında burada klasik cerrahi le değil de ameliyatsız yöntemlerle kıyaslamak gerekir. Ameliyatsız yöntemlere ciddi üstünlüğü yoktur. Hatta EVLA yapıldıktan sonra ameliyatsız yöntemlerden köpük, skleroterapi veya mikro skleroterapi ile desteklemek gerekir. Çünkü EVLA daha çok kalın damarlara uygulanır, orta kalınlık ve ince damarlar için kullanılamaz. Lazerle varis tedavisi ilk çıktığı yıllarda çok pahalı (15.000-20.000 TL) idi zamanla alet satıcılarının sayısı artması ve rekabet gelişmesi üzerine 4.000-7000 TL civarlarına kadar indi. Bu konuda en tecrübeli ekip İdea Klinik şubeleridir.

Damar İçinden Radyo Frekans (EVRFA)
Lazere benzer şekilde etki eder, lazerde ısı enerjisi ışık ile taşınırken radyo frekansta ısı radyo dalgalarıyla oluşturulmaktadır. Yine ince uzun tel diz civarında açılan 2 mm lik delikten sokulur, varisli damarın kasığa yakın yerine kadar ilerletilir, buradan başlayarak damar içeriden yakılarak geri doğru çekilir. Yakılan alanda damar hasarlandığı için kapanır ve vücut tarafından metebolize edilerek yok edilir. Uygulama basittir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Bölgesel uyuşturmayla yapılabilidiği gibi narkoz altında da yapılabilir.Her ne kadar ameliyat sınıfına sokulsa da ameliyatsız bir yöntem olarak kabul edilebilir. Çünkü herhangi bir kesme dikme işlemi yoktur. Hasta işlem günü kalkıp evine gidebilir veya sosyal yaşamına dönebilir. Diğer yöntemlerde olduğu gibi bir süre varis çorabı kullanımı önerilir. Teknolojini olduğu kliniklerde uygulanmaktadır, genellikle narkoz tecih edilir.

Varis Zamk tedavisi
Varisli damarın içine zamk vererek içeriden tıkama şeklinde uygulanan bir tedavi yöntemidir. İnce bir kanülle dize yakın yerden girilir, kasığa yakın bölgeye geldikten sonra zamk sıkarak geri doğru çekilir. Yapıştırıcı verilen yer tam tıkanır ve zamanla yok olur. Pratik bir tedavidir, ofis şartlarında yapılabilir ancak hasta tercih ederse narkozla da yapılabilir. 1-2 gün istirahat yeterli omaktadır. İlk çıktığı yıllarda çok pahalıydı yıllar içinde rekabetina rtması ve yaygınlaşması sayesinde ucuzlamıştır. Yapıştırma amacıyla kullanılan madde Japon Yapıştırıcı diye bilinen yapıştırıcıdaki siyano akrilat adlı maddedir.

Pake exizyonu
Sık yapılan ameliyat değildir, dar alanda olan varisleri deriyi keserek çıkarma işlemidir. 1 cm deri kesilir o kadar yerdeki genişlemiş damar kesilerek çıkarılır. Buradaki pake genişlemiş damarı, exizyon çıkarmayıı ifade eder. Bölgesel uyuşturmayla yapılabilir, hasta aynı gün işine dönebilir. Ağrı kabul edilebilir düzeylerdedir.Çok küçük delikten yapıldığında mikro venektomi de denmektedir. Ameliyatsız yöntemlere hiçbir üstünlüğü yoktur hatta ameliyatsız tedaviler çok daha üstündür. Skleroterapi ve köpük tedavisinin yaygınlaşmasıyla kullanımı neredeyse tamamen bitmiştir.

Buhar tedavisi
Buharlı ütüye benzer şekilde kontrollü buhar veren cihazla elde edilen buhar ince bir kanül aracılığıyla hastalıklı damarın içine verilir. Damar içine verilen buhar damarın iç yüeyini ısıtarak tahrip eder, buhar kısa sürede suya dönüşür ve damarın içi boş kalır.Beklenen olumlu sonuç alınamadığı için sadece bir hastanede uygulamaya başlanmış ancak orada da yapmaktan vaz geçilmiştir. Çok ciddi reklam tanıtım haberleriyle öne çıkarılsa da uygulaması gündemden büyük oranda kalkmıştır.

Ameliyatsız Tedaviler
Deri üstünden lazer
Çok çeşidi vardır en yaygın kullanılanı İPL lazerdir. Deriyi yakmadan geçen ışık daha koyu renkli kılcal damarlara geldiğinde koyu rengin ışığı ve buna paralel ısıyı daha fazla tutması sebebiyle 70-90 dereceye kadar ısınır ve tahrip olur. Tahrip olan damar vücut tarafından metebolize edilerek yok edilir. Etkisi kalıcıdır yani tedavi edilen kılcal damar çatlaması sonsuza kadar yok olur ama küçük ihtimalle yenileri çıkar. 1-2 mm lik damarların tedavisinde kullanılır.

Exotherme lazer
Bir tür diot lazerdir, ucuna monte edilmiş kamera sayesinde uygulama yani damarın yok oluşu hasta tarafından da gözlemlenebilir. Lazerin kafasındaki soğutucu ünite sayesinde neredeyse hiç acı vermeden uygulanabilmektedir. Sadece bacaklar değil yüz bölgesi, burun kenarları gibi yerlerdeki tüm kılcal damar çatlamalarında güvenle kullanılabilir. Sonuç net ve kesindir. İstanbul Kadıköy’de İdea Klinikte bulunmaktadır.

Radyo frekans
Damar içinden tel yardımıyla uygulanan ve kalın varislerin tedavisinde kullanılan radyo frekans ile aynı enerjiyi kullanır nca çok daha düşük dozdadır ve sadece ılcal varislerin tedavisinde kullanılır. Exotherme lazer gibi bacalar gibi yüz bölgesindeki kılcal damar varislerinin tedavisinde de kullanılır. Çok ine iğne kılcal damar dokundurulduğu anda yok olur. Acı uygulama sırasında minimaldir, uyuşturmayı gerektirmeyecek düzeylerdedir. Varis tedavisine yoğunlaşmış kliniklerde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Köpükle Varis tedavisi
En yaygın tedavi şeklidir, her tip varisin tedavisinde güvenle ve son derece etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle tecrübeli bir fleboloji uzmanının köpükle tedavi edemeyeceği varis yoktur. skleroterapide kullanılan ilaç bire dört hava ile karıştırılır ve köpük halinde hastalıklı damarın içine verilir. Uygulama o kadar etkilidir ki hasta bir anda varisinin yok olduğunu görür. Sanki varisi yıkıyormuş gibi etki eder. 1 mm kadar ince kılcal damar çatlamalarından tutun 25-30 mm kalınlığındaki devasa varislerin hepsini tedavi etmek mümkündür. Tedavi yaklaşın 10-15 dakika sürer. Bu sürenin sonunda hasta hafif ağrı hissedebilir ama işine dönmesinde sakınca olmaz. Yani hasta öğle iş molasında tedavisini yaptırabilir. Uygulama varisin yaygınlığına ve tipine göre 1-4 seans sürebilir. Yöntem o kadar başarılıdır ki varis tedavisine yoğunlaşmış klinikler köpükle garantili varis tedavisi yapabilmektedir.

Skleroterapi
Köpükle varis tedavisinde kullanılan ilacın köpürtülmeden direk verilmesi şeklinde uygulanır. Köpük tedavisine önemsiz dezavantajları olmakla birlikte yaklaşık aynısı denilebilir. Çok yaygın kullanılan tedavi yöntemidir.

Mikro skleroterapi
Skleroterapinin kılcallara uygulama şeklidir. Bacaklara olduğu gibi yüz bölgesi, burun üstü, burun yanları gibi bölgelerde de başarıyla kullanılabilmektedir. Tecrübeli fleboloji uzmanları kılcal damar çatlamalarının neredeyse tamamını bu yolla tedavi edebilmekte gerek radyo frekansa gerekse lazere ihtiyacı en aza indirebilmektedir.  Mikro skleroterapi konusunda birikimli kalp damar cerrahlarının listesi sayfa sonunda yazılmıştır.

En İyi Varis Merkezleri
En iyi varis tedavisi merkezi demek için şunlar olmalıdır; varisin tedavisinde kullanılan her tür teknoloji bulunmalıdır, bu sayede her tür varisin tedavisi yapılabilmeli. Gerek teknoloji gerekse bu teknolojiyi kullanan uzmanlar olmalıdır. Bu konuda yani gerek tenolojiler gerekse yöntemler konusunda he tğr ugulamalaya sahip iİda Klinik Türkiye’de altı şubeyle hizmet vermektedir.

En İyi Varis Doktorları
Aslında en iyi doktor dendiğinde de tedavi merkezi gibi düşünmek gerekir. Yani nasıl klinik teknoloji bulunduruyorsa doktor da bu teknolojileri kullanıyor olmalı, yeni yöntemleri takip ediyor ve hastalarına sunuyor olmalı.  Doktor seçiminde en önemli özellik toplar damar hastalıkları uzmanı yani fleboloji uzmanı olmalı. Fleboloji uzmanına flebolog da denir.

En İyi Varis Tedavisi
En iyi dendiğinde tabiki çağdaş tedavi yöntemleri akla gelir. Çağdaş yöntemler ameliyatsız ve teknolojik ameliyatlar olarak iki guruba ayrılır. Ameliyatsız yöntemler; Köpük tedavi, skleroterapi, lazer, radyo frekans ve mikro skleroterapidir. Çağdaş ameliyatlar ise; Damar içi lazer, damar içi radyo frekans, zamk  (yapıştırıcı) tedavisi. Tüm bu yöntemlerin özelliği iş gücü kaybı yapmaması yani aynı gün işe dönülebilmesi, iz kalmaması, belirgin ağrı olmaması, tekrarının çok az olmasıdır.

Varis Tedavi Fiyatları
Bir çok hastalığın tedavi ücreti net bir şekilde yazılabilir ancak varisin yaygınlığı bir kişide 2 düzeyindeyken bir başkasında 50 katı olabilir bu sebeple net ücret hasta görülmeden veya  fotoğraflarla değerlendirilmeden ücret verilemez. Aşağı yukları bir ücret vermek gerekirse SGK sı olmayanlara 800-8000 TL arasında, SGK sı olanlara 400-4000 TL arasında ücret çıkmaktadır. Şu link üzerinden fotoğraflar göndererek net tedavi ücreti alabilirsiniz. https://www.ideaklinik.com/sanal-muayene-uygulamasi.html

Varis Tedavi Edilmezse Ne Olur
Bütün hastalıklar gibi hastalık ilerler, şikayetler artar, iyileşmeyen yaralar gibi daha ağır sorunlar ortaya çıkar. Daha da önemlisi tedavi zorlaşır ve daha uzun sürer,maliyet artar.
Varis Tedavi Merkezleri ve iletişim bilgileri
Kadıköy Prof.Dr.Hasan Berat CİHAN 0542 231 2823, 0216 357 00 02
Şişli Doç.Dr.Onur GÜRER 0532 463 9682, 0212 246 10 04
Bakırköy Op.Dr.Orhan Coşkun 0212 572 72 66, 0542 621 0888
İzmir Op.Dr.Serkan AKARSU 0542 295 52 54, 0232 4221006
Ankara Op.Dr.Nihat AYDIN 0505 119 3690, 0312 431 75 47
Bursa Op.Dr.Eren ANĞ 0532 152 26 75, 0224 2491006
Cep telefonunuzdan whats appla fotoğraflar göndererek net tedavi ücreti alabilirsiniz, tek fotoğrafla net ücret tespiti yapılamayacağı için varislerinizin olduğu alanların tümünü görüntülemelisiniz.
Online randevu linki: www.ideaklinik.com/online-randevu